Cem Uzan - Genç Parti

Bu sayfa Cem Uzan`ın haklılığını ispatlamak , kanıtlamak , gözler önüne sermek ve
Genç Parti`nin büyük kitlelere ulaşmasını sağlamak için yapılmıştır. (cem-uzan.org 2007)
Genç Parti Cem Uzan Davalar Genel Gençlik Kollari Kadın Kolları İlçe Teşkilatları İl Teşkilatları Eserler Söylemler Basın Projeler - Taahhütler Duyurular İmar Bankası Star Çeaş Kepez TMSF Telsim Adabank Petkim 4969 - 5020 Nolu Kanunlar Askerlik Siyasi Linç Geziler Mitingler Atatürk Videolar Ürdün Vatandaşlığı Fabrikalar - Ocaklar Milletvekili Adaylarımız Fransa

Cem Uzan Hanefi Avcı’ya cevap

4 şubat 2014 3 ocak 2014 tarihinde size yazdığım mektuba tarihsiz bir yazı ile “güya” cevap vermişsiniz. Ya hafızanız iyice zayıfladı, ya da yanlış ( yoksa yalan mı desek) konuşuyorsunuz.
Bir süredir sizi basından takip ediyorum. Takip ettiğim kadarı ile “ belki artık nedamet getirmiştir, bana ve aileme yaptığı haksızlıklardan pişmandır, doğruları anlatır” diye düşündüğüm için ilk mektubu yazdım. Cevabınızı okuyunca ben ve ailemle ilgili hala aynı çarpık ve yanlış yerde olduğunuzu görüyorum. Size , samimiyetle bir defa daha yazıyorum. Sizi de aynı dürüstlüğe davet ediyorum. Ben ve ailem hakkındaki yanlış beyanlarınız diğer konularda söylediklerinizin inandırıcılığını da sarsıyor. Evvela “ Yolsuzlukları Araştırma Komisyonundan” başlıyalım. Size :” TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonuna verdiğiniz ifade de el konulan bankalarda, el konduktan sonra para çalındığını söylemişsiniz, bildiklerinizi anlatırmısınız” diye sormuştum. Bana cevaben: “ Böyle bir hususu komisyona söylemediğim gibi öyle ifade vermedim ki anlatacak bir şeyim olsun” demişsiniz. Ya hu Allah’tan korkun. Ayıp, günah ! Gelin , 21 haziran 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesinden okuyalım: “ Hanefi Avcı BDDK’yı suçladı: Büyük Meblağlar götürülüyor” başlıklı Yazı ekte, burada özetliyorum: “ Hanefi Avcı, 4 nisan 2003 te TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadede , komisyonu BDDK’deki ( o tarihte BDDK ve TMSF daha ayrılmamıştı) yolsuzluk istihbaratına yönelik uyardığı ortaya çıktı. Hanefi Avcı şunları söyledi:”BDDK’ya intikal etmiş bankaların birtakım kredi borçları ve alacakları var. Bunların birtakım görevlilerle anlaşarak kapatılması, çok ucuza örtülmesi, bu malların satılması konusunda Türkiye’de şu anda çok ciddi bir yolsuzluk var, devam ediyor birçok yerde. Ama bunu isimlendirmem yanlış olur”.  Bende size “ bildiklerinizi anlatın, isimleri verin” dedim. Şimdi çıkmış “ ben böyle birşey söylemedim” diyorsunuz. Şimdi mi yalan beyanda bulunuyorsunuz, yoksa Komisyona mı yalan beyanda bulundunuz... Mahkemelere müdahele etmenize gelince; Siz bir polis olduğunuza göre, kanunsuz olduğunu düşündüğünüz bir konu varsa göreviniz konuyu, delilleri ile birlikte Savcıya intikal ettirmek. Yoksa sizin yaptığınızı itiraf ettiğiniz gibi Mahkeme Başkanı ile konuşmak, baskı yapmak değil. Yaptığınız suçtur. Size “ Aileme yönelik soruşturmalar sırasında sizi kimlerin yönlendirdiğini” sormuştum. Bir takım boş laflarla sorumu savuşturmak istemişsiniz. Bana ve aileme karşı “ailemin yeminli düşmanlar” ve bazı hırsızlarla işbirliği yaptınız. Birkaç tanesini sayayım, bazıları kitabınızda da var. Mesela Aydın Doğan’dan rüşvet alan Şişli savcısı Mecit Ceylan, Uzan şirketlerinden para çaldığı için halen yargılanmakta olan eski TMSF Tahsilat Dairesi Başkanı ( Şimdi Tivnikli’nin avukatı) Fethi Çalık, TMSF’nin çaldığı şahsi evraklarla Aydın Doğan’ın kitap yazdırdığı Nedim Şener... Liste uzun...  Şimdi vaktiniz çok.. Kimbilir, belki de haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz bu günler de başkalarına yaptığınız haksızlıkların kefaretini ödüyorsunuz... Verdiğiniz röportajların arasında bir “ vicdan muhasebesi “yapın.. Ön yargılı mı idiniz? Yoksa farkında olmadan yönlendirildiniz mi? Yoksa Doğan medyasının Ailem aleyhine yarattığı imajın etkisi ile ailemin peşine düşüp, Doğan medyasının desteği ile ucuz kahraman olmaya mı çalıştınız ? Hangisi ? Bu “vicdan muhasebesini” yapmanıza yardımcı olmak için size hakikatleri anlatayım: İmar Bankasına temmuz 2003 te el kondu. Benim şahsen İmar Bankası ile ilgim yok. Buna rağmen, ailemin itibarı için , eğer varsa, banka zararının ödenmesi için temaslarda bulundum. Başbakan’ın bilgisi ve talimatı dahilinde benimle görüşen zamanın maliye bakanı Kemal Unakıtan zarar miktarının iki milyar dolar olduğunu söyledi. Sonra bu miktarın milyarlarca dolar artığı söylendi. Burada “birileri” tarafından büyük bir soygun yapıldı ve bu soygun benim ve ailemin üzerine yıkılmak isteniyor. Bankaya el konulduktan sonra buldukları boş mevduat cüzdanlarını “ fiktif” isimlerle doldurup milyarlarca doları çaldılar. Bu husus Engin Akçakoca’nın ağzından Vikileaks belgelerinde de var ve Ahmet Ertürk’te işin içinde. TMSF’ya “mevduat açığının ne kadar olduğunu, mevduat sahibi olduğunu iddia eden kişileri nasıl tesbit ettiklerini, ödeme yaptıkları kişilerin listesini ve kime ne kadar ödeme yaptıklarını “ sordum. Cevap veremediler. Aynı konuda Mahkemeden “tesbit “ istedim. Mahkeme redetti. (sizin yaptığınız gibi “başkaları”da mahkemeye müdahele etti !). Haraç mezat sattıkları mallardan yedi milyar dolardan fazla para toplandı. “ Kime, neyi, kaç paraya sattınız” diye resmen soruyorum. Cevap veremiyorlar. TMSF nin cevap verememesi “sükut ikrardan gelir” atasözünü doğruluyor.  Baş hırsız Ahmet Ertürk, üstüne üstlük, “ TMSF Uzanlarla anlaşmıyacak ve ibra etmiyecek” diye uluslararası taahüt verdi. Belgesi elimde.  Yardımcısı Fethi Çalık ailemin şirketlerinden çaldığı paralardan dolayı yargılanıyor... Sıra , halen korunan diğer “haramilere “ de gelecek... İsviçre’de güya” çalınmış para” diye peşine düştüğünüz, İsviçre savcısına yalan yanlış beyanlarda bulunduğunuz konuda İsviçre savcısı takipsizlik kararı verdi. Hakkımızda özel kanunlar çıkarıldı. Anayasaya açıkça aykırı bu kanunların iptali için İdare Mahkemesi Anayasa Mahkemesine müracaat edince bu müracaatın geri yollanması ve reddi için siz bizzat görüştüğünüzü kendi kitabınızda anlatıyorsunuz. Yine “ Var olmıyan bu mevduat açığı” üzerinden vergi borcu icat edildi. TMSF nin atadığı yöneticiler bu icat edilmiş vergi borcuna itiraz etmeyince , özel bir kanun daha çıkararak milyarlarca para “vergi borcu” adı altında Maliyeye intikal ettirildi. Ortada büyük bir soygun var. Ancak bu soygunu yapan biz değiliz. Tersine biz soyulduk. Sizde bir ölçüde bu hırsızlığa, bilerek veya bilmiyerek, ama büyük bir gayretle ortak oldunuz. Ben, Ailemden ne çalındığını biliyorum. Çalanlar da çaldıklarını biliyorlar, şimdilik birbirlerini koruyorlar..... Hakikat er geç ortaya çıkacak... Şimdi, oturup düşünün; başta TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonuna verdiğiniz ifade olmak üzere sorularıma doğru cevapları verin. Selamlar Ek: 21 haziran 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesi haberi

12 05 2014