Cem Uzan - Genç Parti

Bu sayfa Cem Uzan`ın haklılığını ispatlamak , kanıtlamak , gözler önüne sermek ve
Genç Parti`nin büyük kitlelere ulaşmasını sağlamak için yapılmıştır. (cem-uzan.org 2007)
Genç Parti Cem Uzan Davalar Genel Gençlik Kollari Kadın Kolları İlçe Teşkilatları İl Teşkilatları Eserler Söylemler Basın Projeler - Taahhütler Duyurular İmar Bankası Star Çeaş Kepez TMSF Telsim Adabank Petkim 4969 - 5020 Nolu Kanunlar Askerlik Siyasi Linç Geziler Mitingler Atatürk Videolar Ürdün Vatandaşlığı Fabrikalar - Ocaklar Milletvekili Adaylarımız Fransa

Genç Parti'nin Eskişehir'den milletvekili adayı İbrahim Yaşar Dedelek : Bu bir bağımsızlık savaşıdır !

Genç Parti'nin Eskişehir’den milletvekili adayı İbrahim Yaşar Dedelek ile Adalet ve Kalkınma Partisinden siyasi birleşmelere, Cumhurbaşkanlığı seçiminden Avrupa Birliği serüvenimize kadar pek çok konuda konuştuk. Dedelek önümüzdeki seçim dönemi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Siyasal hayatımızda renkli bir kişiliksiniz. DYP ve ANAP’ta önemli görevler aldınız, şimdi de Genç Parti’ye katıldınız. Kararlarınızı etkileyen şeyler nelerdi? Siyasette sıradan olmayacaksınız. Sıradan olduğunuz zaman en fazla bir dönem vekillik yaparsınız. Siyasette okunuzu yukarı atmak zorunluluğunuz vardır. Ne kadar yukarı atarsanız, o tam hedef olmazsa bir altındaki hedef olacaktır. Neticede sıradan olan hükümet milletvekilleri yüzünden bugün Eskişehir’e toplu iğne başı kadar yatırım olmamıştır. Hızlı tren gibi yatırımları bu çapta düşünmemek gerekir. O bir devlet hizmetidir, bir ulaşım kararıdır. Fay hattı çıkmasaydı Bolu üzerinden geçecekti. Bu bir devlet planlama teşkilatı kararıdır. Altında ne Murat Mercan’ın imzası vardır ne de diğer milletvekillerinin. 2 tane ambulansı, Eskişehir’e hizmet getirdim diye reklam etmek dışında bir hizmet gelmemiştir. Genç Partiye geçmem toplumda oldukça ilgi çekti. Malumunuz ben Doğru Yol Partisinde siyasete başladım, bilahare Anavatan Partisinde görev aldım ama gerek DYP’de gerek ANAP’ta, Eskişehirli bir siyasetçi olarak yanımda çok iyi makamları da getirdim. Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcılığı, Doğru Yol Partisi Başkan Vekilliği, yine Doğru Yol Partisinde Devlet Bakanlığı, Anavatan Partisinde Grup Başkan Vekilliği ve Genel Başkan Yardımcılığı görev aldığım mevkiler oldu. Yani kendimi sürekli genel başkanlara yakın tutmayı başarabildim. Eskişehir’e o dönemlerde fevkalade yatırımları getirebilmiş bir siyasetçiyim. Bunların en önemlisi Eskişehir Belediyesinin Büyükşehir statüsüne kavuşmasıdır. Yine Ankara yolunun Sivrihisar’a kadar olan kısmının çift yol olmasında benim katkılarım oldu. Devlet bakanlığı dönemimde yılda en az 400 km Eskişehir’e köy asfaltı yapıldı. Büyükşehir Belediyesi bugün Dünya Bankasından kredi alabiliyorsa, tramvay yapabiliyorsa, park bahçeleri düzenleyebiliyorsa, Eskişehir’i güzelleştirebiliyorsa hep o dönemde çıkardığımız kredilerle oldu. Canlı örneği de Yılmaz Büyükerşen’in o dönemde yaptığı açıklamadır. Büyükerşen;  “Kendi milletvekillerimden fazla, Dedelek’ten yardım alıyorum” demiştir. DYP ve ANAP içinde yer almış bir kişi olarak Genç Partiyi seçme nedenleriniz nelerdi? Siyaset son dönemde çok karıştı. Merhum Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi Türkiye’ye büyük hizmetler vermiş, çağ atlatmış bir partiydi, en azından yaşaması lazımdı. Sayın Mumcu Anavatan’ın başına geldiği andan itibaren partide Mesut Yılmaz’ın kurmaylarının hepsi korku duyarak yaşamaya başladı. Mumcu şahsına münhasır bir insan ve kendine has bir parti yaratmaya çalıştı. Mesut Yılmaz’a kurmaylık yapmış kişilerden ürktü, partinin en zor dönemlerinde kendisine en büyük makamları veren Mesut Yılmaz’ı yalnız bırakıp seçim öncesi gitti. Mesut Yılmaz dönerse diye bunun mahcubiyeti içerisinde bizi de her zaman korku olarak gördü. Bugün Türkiye’nin en büyük taşınmaz servetine sahip partisi Anavatan’dır. Türkiye çapında 100 kadar il ve ilçe teşkilatı var kendine ait. Sadece genel merkezin olduğu yere iki gökdelen dikilse 20’şer katlı, orada trilyonlar yatıyor. Sadece kendine yakın ve yandaşlarını kurtarabilmek için çaba gösteriyor. Buna ses çıkartacak olanlar gerçek Anavatanlılardır. Ben şahsen böyle bir siyasi kararın altına imza atmak istemedim. Bu karar alınmadan bir gün önce istifa ettim. Bana ricada bulunuldu, “Gelsin bize ağabeylik yapsın” dendi. Ben de hep kendimden genç adayları seçeceğim. Benim başkanım 43 yaşında. Eğer söyleyecek sözünüz varsa size kürsü bulunur. Benim söyleyecek sözüm var ki bir kürsü arıyorum. Onlar 5 yılda köy gezmediler ben siyasi hayatımda en az gittiğim köye 10 kere gitmişimdir. Kapı tokmağına kadar biliriz. Tarım kesimi sıkıntıda, işçi emeklisi sıkıntıda, halk yarınından umutsuz. Türkiye 5 yıl içinde Cumhuriyetin kazanımlarından çok şeyler kaybetti, belki toprak kaybetmedi, belki Kıbrıs’ı henüz kaybetmedi gözüküyor ama geri adımlar atıldı. Her şey birikti birikti geldi, ta ki bu kurulacak meclise kadar. Bakın, bu çok önemli, Kürdistan meselesi, Ermeni soykırımı meselesi, Ege kıta sahanlığı, federasyon meselesi, ekümenik kurulması gibi, ülkemizin üniter birliğini bozacak bütün dayatmalar bu meclise gelecektir. Bu meclis AKP ve onun gibi partileri seçerse 2011 yılında seçime giderken adı müstemleke meclis olarak anılacaktır. Eğer Cumhuriyeti savunan, büyük önder Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet çizgisini savunup üniter birliğimizi benimseyen, milli bütünlüğümüzü ayaklar altına aldırmayacak cesarette ve iyi niyette milletvekillerini ve partileri seçerse, bunun adı CHP de olabilir YDP de olabilir Genç Parti de olabilir temennimiz bu, Türkiye bütün bu dayatmalara karşı koyan ve 2011 yılında Milli Meclis olarak anılan bir meclis olacaktır. Ben Türkiye’nin çok daraldığını, çok sıkıştığını, tarihinin en zor dönemlerini geçirdiğini düşünüyorum. Kimse istemezdi bir muhtıra verilmesini ama bu insanlar muhtırayı kendilerine getirmek için ellerinden geleni yaptılar. Bu bir bağımsızlık savaşıdır! Eskişehir’de ciddi bir Genç Parti potansiyeli vardır. Şunu söylemekte yarar görüyorum, inanmadığım hiçbir şeye girmem. Bana halk şunu söyledi, “5 yıldır seni arıyoruz.” Bunu, sosyal demokrat ve sağdaki pek çok dostum da söyledi. “Seçilebileceğin bir partiye git.” Altını tekrar çizmek istiyorum Türkiye Cumhuriyeti’nin kuracağı meclis milli bir meclis olacaktır ve ben bu mecliste yer almak istiyorum. Bu benim atalarımdan Atatürk’ten bana kalan bir mirastır diye düşünüyorum. Genç Parti Genel Başkanı kim ne derse desin milli sermayesiyle yükselmiş ve bugün yabancıya dayalı Türkiye’deki malları Arapmış, Ermeniymiş, Yahudi kökenliymiş bir adam değil. Bakın 1 milyon dolarınız olsa komşunuz kıskanır, 10 milyon dolarınız olsa Eskişehir kıskanır, 100 milyon dolarınız olsa Türkiye kıskanır, 1 milyar dolarınız olsa Dünya devleri gelir, “Bu para sana çok oldu gel paylaşalım” derler. Emperyalizm böyle bir şeydir. Bu hükümet döneminde Türkiye’ye yabancı sermaye girmedi bu ülke yabancı ellere teslim edildi. Sermaye girip de borsada dolaşmış değil ki. Kimse gelip yüksek teknolojili bir fabrika kurdu mu? Varsa bana göstersinler. Şu anda ipler yabancıların ellerinde. Türkiye’nin ekonomisi iyi durumda değildir. Türkiye bizimdir ve meclise girersek miras bize kalacak. İlk icraatımız bu ekonomik açmazdan Türkiye’yi kurtarmak olacaktır. Bu bağımsızlık savaşından başka bir şey değildir. Artık silahlar bittiyse bile soğuk savaş döneminin ekonomik savaş rüzgarları başladı. Şu anda ekonomik açıdan bizi ele geçirdiler. Genç Parti’de Genel Başkan Yardımcılığı gibi bir görev almayı düşünüyor musunuz? Bana bölge sorumluluğu verildi. Şu anda benim görevim, Eskişehir ve Kütahya başta olmak üzere milletvekili adaylarını il başkanlarıyla birlikte tespit edip Ankara’ya götürmek. 23 Temmuz’a kadar bir ayağım Eskişehir’de bir ayağım Kütahya’da koordinasyonlu bir şekilde çalışmalar yapmak. Bozüyük de dahil olmak üzere propagandalar da benim yetki alanıma giriyor. Yani Ankara’da oturup da telefon başında iş yürütmeyeceğiz. CHP’ye gelmeyen oylar Genç Parti’de toplanacak Yeni Demokrat Partiyi ve CHP ve DSP birleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Birleşmede takdir hakları onlara aittir, şu anda Türkiye’de barajı sağlıklı bir biçimde geçebilen iki parti var. Biri AKP diğeri de CHP, baraj noktasında olan 3 parti var; Genç Parti, MHP ve DYP-ANAP birleşmesi. Bunun adı 11 de olur 9 da olur. Bana göre bunların arasında barajı geçmeye en yakın parti Genç Partidir. Şunu da söylemek lazım, bu birleşme benim için hayırlı hayırsız önemli değil. İki parti de bilmecedir, neticede ne kadar hayırlı olacağını göreceğiz. Mumcu ittifak yapıp seçime gidebilirdi, seçimden sonra mecliste kendi grubunu kurabilirdi. Solda birlik ise psikolojik bir getiri sağlayacaktır. DSP’nin oy olarak bir getirisi yoktur. Eskişehir’de aldığı yüzde 44 oy DSP’nin oyu değildir, yanıltıcı olmasın. Sosyal demokratlar açısından, tabandaki sosyal demokratların baskısıyla Baykal görevini yerine getirmiştir. Önümüzde çok zaman var, sandık bunu en iyi şekilde gösterecektir. CHP’lilere gelmeyen her oy Genç Partiye gelecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini nasıl yorumluyorsunuz? AKP’ye çok imkan tanındı Cumhurbaşkanını seçebilmeleri için. Makul bir aday bulabilirlerdi. Sezer parlamentonun ortak kararıyla büyük bir uzlaşmayla seçilmişti. Ancak bu hükümettekiler kendilerini imparator olarak gördü. O beş yıl hiç bitmeyecekmiş gibi geldi. Aslında Türkiye’de meclis 4 yılda yoruluyor. Sırf Cumhurbaşkanı bizden olsun diye uğraştılar. Aritmetik olarak hakları olabilir ama meclisin üzerinde uzlaşacağı bir isim bulabilirlerdi. Cumhurbaşkanını dindar ve Müslüman olarak tanımlayarak tepki çektiler. Benim de nüfus kağıdımda İslam yazıyor. Ailemde müftü de var din düşünürleri de var. Hata biraz da burada başladı. Parti devleti kurmak ve diktatörce bir yönetimin adımını attılar. Türkiye’nin 3 ana ekseni, 3 ziyaretgahı vardır. Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş-ı Veli ve Anıtkabir. Ben Genç Partiye geçerken bunu gördüm. Midas gazetesine de ilk kez açıklıyorum, seçim propagandamızda bu da olacak. Cumhuriyet Halk Partisi zaman zaman Hacı Bektaş-ı Veli’ye sıcak durmuştur, Anıtkabirle bütünleşmiştir. AKP Hacı Bayram Veli’ye de inanmaz, çünkü dinin istismarcılarıdır. Türkiye’nin milli birlik ve beraberliği bu üç eksende yatmaktadır. Genç Parti de bu eksenleri kucaklayan bir partidir. AB ile ilişkiler ülkemizin bütünlüğünü sarsacak halde AB ile ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa Birliği ile imzalanan en önemli 11 maddenin altında imzası olan bir partinin grup başkan vekilliğini yaptım. Ama hiçbirinin altında Ermeni soykırımı dayatması yoktu, Kıbrıs’ın elden çıkarılması yoktu. Bu ülkenin bütünlüğünü sarsacak hale geldi. Bu beceriksizlikten, yeter ki iktidarda kalayım düşüncesinden ortaya çıkmıştır. AKP samimi olmayan bir parti, başkanı da sadece tabanına özgürlükler açısından mesaj verip onları zinde ve diri tutmaya çalışmaktadır. Düne kadar Avrupa Birliğine Hıristiyan kulübü diyorlardı. Ben ne Hıristiyan kulübü dedim ne de, “aman ne güzel Avrupa” dedim. Avrupa Birliği bir gerçektir. Yüce önder Atatürk’ün yüzünü döndüğü taraftır. Oranın yüksek teknolojisiyle bizim genç nüfusumuzun enerjisinin birleşmesi meselesidir. Ama eğer benim ülkemde federasyonlar kurulacaksa, milli birlik ve beraberlik bozulacaksa orada frene basmak gerekir diye düşünüyorum; görev alırsak da frene basacağız. Erdoğan’a “al ananı git” diyecekler Genç Partinin sloganlarında çok çarpıcı başlıklar görüyoruz bunları nasıl gerçekleştireceksiniz? Ben ciddi siyaset yapmış bir kişiyim başlarda bende de şüphe uyandırmıştı. Ancak biraz içine girdiğimde haklılığına gördüm. Mazot 1 YTL olacak diyoruz, 60 kuruşa mazot mal oluyor, 80 kuruşa mazotlara dolduruluyor. Bir şilepin deposu kaç tane traktörün deposunu doldurur. Bu herkese tanınacak bir durum değil. Çalışan üreten sektörlere verilecek bir hak. Taşımacılara ve çiftçilere sağlanmış bir kolaylık olacak. İşçi emeklilerine 2 maaş diyoruz. Türkiye’de öyle kaçaklar var ki, sadece kaçak mazottan 17 milyar dolar zararımız var. PKK da dahil olmak üzere çok kişi o bölgede bu kaçaktan çok paralar kazandılar. 2 maaş çıktı işte. Emekli işçiler bunu heyecanla bekliyor. Tek liranın bile hesap edilmesi gereken bu günlerde bunlar çok önemli şeyler. Güneydoğu’da insanlar aç kalıyor diyorlar, o zaman tarıma destek vereceksin. Bugün Tayyip Erdoğan ikince el arabadır. Cem Uzan ise sıfır kilometre bir arabadır. Tayyip bu siyasi şartlardan sonra meydanlarda diyecek ki, “ ey narenciyeci şu kadar para vereceğiz”, “al ananı” diyecekler, “ey fındıkçı 8 YTL”, “al babanı” diyecekler. “Yan gelip yat” diyecekler. Mağduriyeti ortadan kalkmıştır. Bir insan iki kere mağdur olmaz. Hep mi mağdur olacaksın. Bunu en iyi işleyen siyasi lider Demirel’dir, o da düşe düşe kalkmıştır. Erdoğan, geçtiğimiz seçimde hapis yatmış ve mağdur olmuştu, bu sefer neyin mağduru. Cumhurbaşkanını seçemedin, ülkeye muhtıra getirdin, adamlara hakaret ettin. Her işsize 350 YTL diye bir şey yok. Sen 5 ay sigortalı çalışmışsan ve işini kaybetmişsen alacaksın bu parayı. 3-5 ay olabilir bu siyasi bir karardır. Böylelikle çalışan kesim kayıt altına alınabilecek. Midas Gazete

07 06 2007